Tanımlanamayan Boşluk
KADIN, her şeyden yorulmuş ve vazgeçmişti. Özlemeyi bilmiyordu, sevmeyi unutmuştu. Belki de en önemlisi sadece geçmişi değil yaşayacaklarını da kabullenmiş olmasıydı. Aşk ona göre başlar, yaşanır ve biterdi. Zaten sadece kendisi değil, etrafı da onu haklı çıkarıyordu. Bunları düşünmemeyi bilemeyecek kadar gençti kadın. Aslında kimse bu kadar karamsar olmamalıydı. ADAM, hayatının en olgun döneminde tecrübelerinin tadını çıkarıyordu. Karmaşık ve çoklu gibi görünse de sade, basit ve düzenli ilişkilerden hoşlanıyordu. Ona göre hiçbir şey anlık değildi ama sonsuza kadar da sürmezdi. Belki de en önemlisi, bunlardan zevk alıyor olmasıydı. Ufak anların kattığı mutluluğu hiç sorgulamıyordu. Aşk her an gelebilirdi ona, kapıları sonuna kadar açıktı zaten. Bunları düşünmeyi bilecek kadar olgundu adam, orta yaşlıydı. Kadın da adam da seviyordu, sosyalleşmeyi. Tanışmaları bu sayede oldu. Kadın ilk gördüğünde etkilendi, korktu. Adam hemen muzipçe gülümsedi ve sevdi. Ne zaman bir adım atmak istese...