Buluşma
Çok uğraştım, çok çaba sarf ettim. Kendimce en doğrusunu bulmaya çalışmak için. Kendi yolumun doğrusunu, daha doğrusu…Yollar yürüdüm, denizler aştım, eşikler atladım. Gerçek hayatta yapmadıysam da bunu beynimin içinde yaptım. Aklımın odalarına defalarca girdim çıktım, her milimini arşınladım. En azından artık şeffafım kendime karşı, dürüstüm. Doğruyu, yanlışı bilmesem de kendimi biliyorum şimdi, en azından. Aslında inanmıyorum ben doğruya, yanlışa… Bile bile yapılanlar dışında her şey bence biraz göreceli. Varlık ne kadar geçiciyse doğru da bir o kadar göreceli bence işte. Değişiyor, evriliyor, büyüyor, küçülüyor. Neticede bu hayatta hiçbir şey olduğu gibi durmuyor. Bir ‘dengesizlik’ durumunu çözemedim henüz, ne yalan söyleyeyim. Ama deniyorum, gerçekten deniyorum. Barış’ın bana dediği gibi eğer bir gün öyle bir gün böyle olursam, ne istediğimi bilmezsem nasıl ait olabilirim ki bir yere? Ya da o yer nasıl benim olabilir ki? Nasıl bir bütün olabiliriz ki biz? “Önce şu denge sorununu b...